HÜZÜNLÜ SONBAHAR!
Bir hüzün mevsimidir sonbahar. Sebebini bilemesem de,sevemedim hiçbir zaman sonbaharları.
Bendeki bu duygu, ta çocukluğumdan beri vardır içimde. Sonbahar geldiğinde gönlümü bir hüzün kaplar nedense…
Her gün güneşin batışıyla daralır ruhum adeta…
Hele bir de sonbahar akşamlarıysa… Bu duygu, en çok da eylülün 21’inden sonra başlar gönlümde.
Hani geceyle gündüzün denkleştiği, ardından gündüzlerin hızla kısalmaya başladığı günler var ya! İşte o zaman burkulur içim.
Bu hâl, 21 Aralık’a kadar sürer gönlümde…Ve uzayan gecelerin sessizliği, bir kasvet gibi çöker gönlüme.
Gerçi sonbahar yaşanmadan, kış gelmeden baharın gelmeyeceğini bilirim.
Ayrıca her mevsimi, Allah’ın bir lütfu olarak görür ve mevsimlerin her birinde yaşamayı bir nimet sayarım.
Ama buna rağmen gönlüm, hep baharlar yaşamayı ister.
Şairlerin hüzünlü insanlar olduğunu bilirim. Ve bunu, her sonbaharda daha çok hissederim.
Üstelik bu duyguyu bana bir şair öğretmişti…
Bir sonbahar günü, şiir seven bir arkadaşıma, “Bir problem var mı?” diye sormuştum.
O da, “Problem yok ama hüznüm var.” demişti.
Ben de dilimin döndüğünce, hiçbir şeyin dert edinilecek kadar önemli olmadığını anlatmaya çalışmıştım kendimce.
Arkadaşım gittikten sonra düşündüm: İnsanoğlunun aklı ve düşüncesi olmasaydı, duyguları da olmazdı belki…Diye.
Duygusuz bir insan, kederden de sevinçten de uzak olurdu. Etten ve kemikten ibaret bir varlık olarak ömrünü tamamlar, sonunda da yok olup giderdi.
Bunları düşündükçe insan, tefekkür etmenin ve Allah’a şükretmenin hazzını yaşıyor.
Aynı zamanda akıl nimetinin gereği olarak hüznün sebeplerini bilme ihtiyacı hissediyor.
Bazen kendime, “Nedir bu hüzün?” diye sorduğum da oluyor.
İşte o zaman Kemal Eyüpoğlu’nun “Hüzün Nedir?” adlı şiiri geliveriyor aklıma.
Bu şiiri sizlerle paylaşma isteğimi de frenleyemiyor, ve onu huzurunuza getiriyorum.
Hoşça kalın.
Nezih Yıldırım
2013
HÜZÜN NEDİR
Hüzün nedir dostlar, bilir misiniz?
Hüzün, yuvasından düşen bir kuştur.
Hüzün, bir neşeye ulaşmak için
Devamlı çıkılan bitmez yokuştur.
Hüzün, ayrılıktır, kavuşmamaktır.
Hüzün, gurbet elde siyah gecedir.
Hüzün, yaslı gönül, konuşmayan dil,
Suskun dudaklarda iki hecedir.
Hüzün, karlı dağdan kopup gelen çığ.
Hüzün, bakmasını bilmeyen gözdür.
Hüzün, laf söyleyen yobaz hödüğün
Dilinden dökülen manasız sözdür.
Hüzün, yağmalanmış arı kovanı.
Hüzün, bal yapmayan tembel arıdır.
Hüzün, renk renk açan bir gökkuşağı;
Mavi, yeşil, erguvan ve sarıdır.
Hüzün, tek kumrudur ağaç dalında.
Hüzün, bir buhardır, sistir, dumandır.
Hüzün, toplulukta, kalabalıkta
Yalnızlık duyduğun bir kısa andır.
Hüzün, gözyaşıdır gül yanaklarda.
Hüzün, çisil çisil yağan yağmurdur.
Hüzün, yoktan yere dosta atılan,
Çıksa izi kalan balçık, çamurdur.
Hüzün, sonbaharda yaprak dökümü.
Hüzün, yollarımı kapayan kıştır.
Hüzün, bir ceylanın zalim avcıya
Yolladığı acı, masum bakıştır.
Hüzün, beş yaşında su satan çocuk.
Hüzün, parasızlık ve yoksulluktur.
Hüzün, din imanını bir yana atıp
Menfaat peşinde kula kulluktur.
Hüzün, gece gündüz kapıyı çalan,
Hüzün, istenmeden gelen misafir.
Hüzün, bulduğunu kabul etmeyen
Gönüllerde pastır, ellerde kirdir…