KADINA BİR GÜN YETER Mİ?
Her yıl Mart ayının 8’i geldiğinde dünyanın birçok yerinde Dünya Kadınlar Günü çeşitli etkinliklerle kutlanır. Konuşmalar yapılır, mesajlar yayınlanır, çiçekler sunulur.
Güzel bir gelenektir elbette.Ama insanın aklına ister istemez şu soru gelir:
Kadına bir gün yeter mi?
Bizim toplumda bazı günleri büyük bir coşkuyla kutlamayı seviyor.Bazen ithal kültürlerin etkisiyle ortaya çıkan günleri bile kısa sürede benimseyebiliyor.
Mesela 14 Şubat Sevgililer Günü yıllardır geniş bir ilgiyle karşılanıyor. Reklamlar, kampanyalar, hediyeler…
Fakat aynı toplumun, kadına gerçek hayatta gösterdiği saygıya baktığımızda karşımıza her zaman iç açıcı bir tablo çıkmuyor.
Lafa gelince “kadın bizim baş tacımızdır” deniliyor.
Ama iş uygulamaya gelince çoğu zaman durum farklı oluyor.
Özellikle Anadolu kırsalında kadın hayatın en ağır yükünü omuzluyor. Sabahın erken saatlerinden gecenin geç vakitlerine kadar çalışıyor. Tarlada, bağda, bahçede emek veriyor; evde ise ailenin bütün sorumluluğunu taşıyor. Buna rağmen çoğu zaman emeği görünmez, sesi duyulmaz durumda bulunuyor.
Şehirlerde ise daha farklı bir durum ortaya çıkıyor. Kadın bazen bir insan olarak değil de, görsel bir unsur gibi algılanıyor.Ona hak ettiği saygıyı göstermek yerine, yüzeysel değerlendirmeler yapılıyor.Hatta zaman zaman kadını küçümseyen, değersizleştiren sözlere bile rastlanır.
En acısı ise şiddet:
Son yıllarda artan kadın cinayetleri, toplum vicdanını derinden yaralayan bir tablo olarak ortaya çıkıyor. Şiddetin, baskının ve yok sayılmanın hedefinde çoğu zaman kadınlar oluyor.
Bu durum sadece hukuki değil, aynı zamanda ahlaki bir sorun olarakta karşımıza çıkıyor.
Bir başka problem de din adına konuşan bazı sorumsuz kişilerin yaptığı talihsiz açıklamalardır.
Oysa bundan yaklaşık 1400 yıl önce Peygamber Efendimiz (sav) Veda Hutbesi’nde kadınların haklarına dikkat çekiyor ve onlara iyi davranılmasını açıkça öğütlüyor.
Buna rağmen bugün bazı kimselerin sokak diliyle yaptıkları açıklamalar, hem toplumu hem de dinin doğru anlaşılmasını zedeliyor.
Oysa sağlıklı bir toplumun temelinde karşılıklı saygı vardır. Kadın ve erkeğin birbirini tamamladığı, hak ve hukukun gözetildiği bir toplum huzurlu olur.
Kadına değer vermek yalnızca bir günlüğüne hatırlanacak bir mesele değildir. Çiçek verilen bir günle, söylenen birkaç güzel sözle mesele çözülemez.
Gerçek değer; hayatın her alanında, her gün gösterilen saygıyla ortaya çıkar.
Unutmayalım ki bir toplumun medeniyet seviyesi, kadınla birlikte tüm insanlara verdiği değerle ölçülür.
Bu yüzden mesele yalnızca “Kadınlar Günü” değildir.
Mesele, kadına her gün insan onuruna yakışır bir hayat sunabilmektir.
Hoşça kalın.
KADINA BİR GÜN YETER Mİ?
Nezih Yıldırım
Yorumlar