Hayat, Samimiyetle Anlam Kazanır
Her gün bir vefat haberiyle sarsılıyoruz. Bir dostumuzu, bir komşumuzu, bir büyüğümüzü kaybediyoruz.
Ölüm, hayatın en kesin gerçeği olarak kapımızı çalıyor; fakat bizler artık bu gerçeği bile yüzeysel bir şekilde karşılıyoruz.
Eskiden sabah namazından sonra okunan selalar, mahallenin kalbine dokunan bir yankıydı. İnsanlar sessizleşir, kulak kesilir, “Yine kim vefat etmiş?” diye sorar, ardından derin bir hüzünle içleri titrerdi.
O sela, sadece bir ölüm haberi değil; aynı zamanda hayatın faniliğini hatırlatan bir uyarıydı.
Bugün ise selalar saat 10.00’dan önce okunmuyor, okunsa da eskisi gibi kalpleri titreten bir yönü kalmamış gibi.
Artık acılar bile dijitalleşti. Vefat haberleri sosyal medya üzerinden ilan ediliyor. Ardından zincir halinde başsağlığı mesajları paylaşılıyor. Fakat o mesajların ardında gerçek bir hüzün var mı?
Çoğu zaman hayır.
İnsanlar birbirine “başınız sağ olsun” derken bile samimiyetin yerini yapmacıklık alıyor.
Bir zamanlar taziye evlerinde gözyaşlarıyla yoğrulan o derin paylaşım, şimdi birkaç satırlık dijital cümleye indirgenmiş durumda.
Toplum olarak bir yanılsamanın içinde yaşıyoruz.
“İnsanlar eskisi gibi birbirini sevmiyor” yakınmasını duyuyoruz; ama aynı kişiler sevmediğini söylediği kişilerle sarmaş dolaş fotoğraflar paylaşıyor. Bu çelişki, hayatımızın her alanına sirayet etmiş durumda. Dostluklarımız, sevgilerimiz, hatta acılarımız bile yapmacık bir sahnenin dekoru haline geldi.
Oysa ölüm karşısında en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, içtenliktir. Çünkü ölüm, sahte tebessümleri, yüzeysel sözleri, yapmacık davranışları bir anda anlamsız kılar.
Meşhur bir özdeyişimiz vardır: “Eden bulur.” Bu söz, sadece bir uyarı değil; aynı zamanda bir hayat düsturudur.
Samimiyetini kaybeden, içtenliğini yitiren, yapmacıklığa sığınan toplumlar, eninde sonunda kendi boşluklarının içinde kaybolur.
Bizler, ölümün sessiz çığlığını duymak yerine dijital ekranların parlak ışıklarına bakmayı tercih edersek, gerçek hüznü, gerçek sevgiyi, gerçek dostluğu da kaybederiz.
Bugün ihtiyacımız olan şey, yeniden kalplerimizi titretecek bir samimiyet.
Taziye evlerinde göz göze bakabilmek, bir dostun omzuna başımızı koyabilmek...
Bir komşunun acısını gerçekten paylaşabilmek…
Selaların hüzünlü yankısını yeniden duyabilmek…
Çünkü ancak o zaman ölümün bize hatırlattığı gerçeği kavrayabiliriz:
Hayat, samimiyetle anlamlıdır. Yapmacıklıkla değil.
Allah Teâlâ, salih kullarını ve salih amel işleyenleri rahmetiyle kuşatsın; mağfiretiyle muamele eylesin, kalplerini huzurla doldursun.
Hayatta olanlara dünyada afiyet ve izzet ihsan eylesin; darülbekaya irtihal edenleri ise ahirette lütfu ve keremiyle aziz kılsın, cennetinde cemâline nail eylesin.