BİR DÖRTLÜK, BİR HAYAT
Dörtlüklerin Işığında Hayatın İzleri: (II)
CÖMERT TOPRAK
İnsanoğluna misaldir,
Sararıp da düşen yaprak.
Aç koynunu, sana geldim;
Bereketli cömert toprak.
Nezih Yıldırım
2019
TOPRAĞIN CÖMERTLİĞİ VE İNSANIN YOLCULUĞU
Sonbaharlar,insana sessizce bir hakikati fısıldar.
Dalından kopup toprağa süzülen her yaprak, aslında insan ömrünün en sade ve en gerçek anlatımıdır. Ne kadar yeşermiş, ne kadar göğe uzanmış olursa olsun, vakti gelen her yaprak toprağa döner. Çünkü hayatın değişmeyen kanunu budur.
İnsan da böyledir aslında. Dünyaya gelir, büyür, sevinir, üzülür, mücadele eder, hayaller kurar ve ardında bir iz bırakmaya çalışır.
Kimi servet peşinde koşar, kimi makamın, şöhretin veya alkışın… Fakat ömrün son durağına gelindiğinde bunların hiçbiri insanla birlikte yolculuğa çıkmaz. Geride ne malı, mülkü ne de makamı kalır; beraberinde götürdüğü. Sadece yaptığı iyilikler, kırmadığı gönüller, bıraktığı güzel hatıralar ve ardından yükselen samimi dualar.
İnsan bazen kendi kendine şu soruyu sormadan edemez: “Acaba bizden sonra kim bizi hayırla yâd edecek? Kim adımızı rahmetle anacak?” Bu duygu, yalnızca bugünün insanına ait değildir. Büyük gönül insanları da aynı muhasebeyi yapmıştır. Mehmet Âkif Ersoy’un şu mısraı bunun en güzel örneklerindendir:
“Sessiz yaşadım, kim beni nereden bilecektir?”
Belki de mesele bilinme meselesi değildir. Asıl olan, gönüllerde güzel bir iz bırakabilmektir.
Çünkü gösterişsiz yapılan bir iyilik, bazen yıllarca konuşulan büyük işlerden daha kıymetlidir. İnsan, arkasında hayırla anılacak bir ömür bırakabiliyorsa gerçek zenginlikte budur.
Toprak ise bunun en güzel öğretmenidir. Kim gelirse gelsin bağrını açar. Zengine de fakire de, güçlüye de zayıfa da aynı merhametle kucak olur.
Üzerine basarız, onu ekeriz, biçeriz; bazen farkında olmadan incitiriz. Ama o yine de küsmeyi bilmez. Bereketini esirgemez, sabırla üretmeye devam eder ve sonunda hepimize son istirahatgâh olur.
Belki de insanın öğrenmesi gereken en büyük ders budur: Toprak kadar mütevazı, su kadar hayat veren, ağaç kadar faydalı olabilmek… Yaşarken umut ekmek, öldükten sonra da güzel hatıralar bırakabilmek…
Sararan yaprak dalından koparken korkmaz. Çünkü bilir ki düştüğü yer yok oluş değil, yeniden dirilişin başlangıcıdır. İnsan da ömrünü anlamlı yaşamışsa, toprağa dönüş bir son değil; ebedî yolculuğun ilk adımıdır.
Toprak her gün bize sessizce şunu öğretir:
Almayı değil, vermeyi öğren. Biriktirmeyi değil, paylaşmayı. Karşılık beklemeyi değil, iyilik yapmayı.
Çünkü gerçek cömertlik, sessizce vermek ve hiçbir karşılık beklememektir.
İşte bunun en güzel timsali, bereketli cömert topraktır.
Hoşça kalın…
Nezih Yıldırım