BİR YAZAR ÜZERİNDEN HAYATI DEĞERLENDİRME
Rus edebiyatının büyük ustası Fyodor Dostoyevski, “Yeraltından Notlar” adlı eserinde dikkat çekici bir düşünce ortaya koyar.
İyi insanların sevgiyle yaratıldığını söyler; ardından da “iyi insanın öç almayacağını” ifade eder. Fakat hemen sonrasında, bu insanların çoğu zaman “aşırı derecede ahmak” olduklarını da ekler.
Dostoyevski’nin düşünce dünyası böyledir işte…
Bir cümlede insan ruhunu göklere çıkarır, hemen ardından aynı ruhun karanlık tarafını yüzümüze vurur.
Aynı eserde yaşama üzerine yaptığı değerlendirmeler ise daha da çarpıcıdır.
Kırk yaşını “ihtiyarlığın ta kendisi” olarak görür. Hatta kırk yıldan fazla yaşamayı ayıplar ve küçümser; daha ileri giderek uzun yaşamayı ahlâkî zaaf gibi gördüğü bölümler bile vardır yazılarında.
Elbette bu anlayış, İslam inancıyla bağdaşmaz.
Çünkü Müslümanın ölümü temenni etmesi uygun görülmemiştir. Peygamber Efendimiz:
“Sizden hiç kimse başına gelen bir sıkıntı sebebiyle ölümü istemesin…” buyurmuştur.
Hatta insan, böyle bir ruh hâline düşerse:
“Allah’ım, hayat benim için hayırlı ise beni yaşat; ölüm hayırlı ise canımı al.” diye dua etsin diye buyurmuştur.
Bu yönüyle bakıldığında Dostoyevski’nin düşüncesi problemli görülür.
Fakat bütün bunlara rağmen, onun eserlerinde inkâr edilemeyecek bir hakikat duygusu vardır.
İlginç olanı da şudur ki; Dostoyevski, altmış yaşına kadar yaşayacağını söylemiş ve gerçekten de altmış yaşında (1881’de)hayata veda etmiştir.
Aradan yaklaşık yüz elli yıl geçmiş olmasına rağmen eserleri hâlâ canlılığını korumaktadır.
Hatta denilebilir ki bugün, yaşadığı dönemden daha fazla okunmaktadır.
Onu “hasta ruhlu” diye küçümseyenlerin isimleri ise zamanın karanlığında kaybolup gitmişlerdir.
Demek ki insanın ruh sancıları bazen onu çökerten değil, derinleştiren bir hâl de olabiliyormuş.
Ben, Dostoyevski’nin asıl derdinin yaşlanmak değil; boş yaşanmış bir ömür olduğunu düşünürüm.
Çünkü insanı ihtiyarlatan yaş değil, boş yaşamaktır ve manasızlıktır.
İşte bu düşünce beni çoğu zaman kendi hayatımı sorgulamaya sevk eder.
“Kime ne faydam dokundu?”
“Geride kalıcı ne bırakabildim?”
“Bu dünyadan gelip geçerken hangi izi oluşturabildim?”gibi.
Bazen bu soruların cevabı içimi rahatlatır; bazen de insanın içine çöken ağır bir muhasebeye dönüşür.
Çoğu zaman kendime karşı oldukça acımasız olduğumu hissederim.
Çevremde çalışkan biri olarak tanındığımı düşünürüm. Hayatım boyunca faydalı olmaya, görev adamı gibi yaşamaya gayret ettim. Yazdım, çizdim, koştum, koşturdum… Fakat bütün bunlara rağmen ortaya, büyük ve kalıcı bir eser koyamadım diye düşündüğüm zamanlar olur.
İnsan bazen kendi kendisinin en ağır eleştirmeni oluyor.
Elbette övündüğüm anlar da.
Şiirlerime, yazılarıma baktığımda gönlümün kabardığı ve duygulandığım zamanlar da oldu.
Dostoyevski gibi bir edebiyat mirasına sahip olamasam da; boş durmadığımı bir iç sesle kendi kendime söylerim.Bu kadar yıl yaşadım…
Şiirler, denemeler, hatıralar ve romanlar yazdım.
Beş-altı kitap yayımladım.
İnsanlara faydalı olabilmek için çırpındım durdum.
Dünya malının geçici olduğunu bildiğim hâlde, kendime yetecek kadar mala mülke sahip oldum ve belli ölçüde, bir düzen kurdum.
Buna çok şükrederim.
Çocuklarımın iyi yetişmesi için imkanlar dahilinde gayret ettim.
Dört evladımı üniversite tahsiliyle buluşturdum.
Başka öğrencilere de destek olmaya çalıştım.
Hayalim, çocuklarımdan en az birinin akademisyen olmasıydı. Bunu çok istemiştim, bu isteğim belkide kendimin bulamadığı imkansızlıktandı.
Fakat hayat, insanın yaptığı hesaplara çoğu zaman başka türlü cevap veriyor.
Olmadı…
İşte insan, belli bir yaştan sonra bunu daha iyi anlıyor:
Hayat; sadece çalışmak, kazanmak ve yetiştirmek meselesi değildir ve olmuyor.
Asıl mesele, geride nasıl bir iz bıraktığındır.
Çünkü bazı insanlar uzun yaşar ama hiç yaşamamış gibi unutulur.
Bazıları ise kısa yaşar; fakat fikirleri, eserleri ve vicdanları asırlar boyunca yaşamaya devam eder.
Belki de insanın gerçek ömrü, takvimlerde yazan yıllar değil; ardında bıraktığı eserlerindeki mânâdır.
Hoşça kalın.
Nezih Yıldırım
BİR YAZAR ÜZERİNDEN HAYATI DEĞERLENDİRME
Nezih Yıldırım
Yorumlar