BİR DÖRTLÜK, BİR HAYAT
Dörtlüklerin Işığında Hayatın İzleri – V
UNUTMAK
Tutuldu kalemim, durdu belleğim
Ne deyip söylesem bilemiyorum.
Unutmak istedim söküp gönülden,
Nasıl unutulur bilemiyorum.
Nezih Yıldırım
21.09.2001
İnsan hayatında öyle anlar vardır ki kelimeler bile sahibini terk eder.
Duygular o kadar yoğunlaşır ki, konuşmak isteriz ama sesimiz çıkmaz; yazmak isteriz ama kalemimiz yürümez.
İşte bu dörtlük, tam da böyle bir ruh hâlinin kısa ama derin bir ifadesidir.
“Tutuldu kalemim, durdu belleğim” sözü yalnızca yazamamanın değil, insanın düşüncelerini toparlayamayacak kadar sarsılmasının anlatımıdır. Bazen acılar, bazen ayrılıklar, bazen de yaşanan sevgisizlikler ve büyük hayal kırıklıkları zihni kilitler adeta.
İnsan, bildiği bütün kelimeleri unutabilir.
İkinci mısradaki “Ne deyip söylesem bilemiyorum” ifadesi ise, çaresizliğin en sade tariflerinden biridir. Çünkü bazı duyguların dili yoktur. İnsan ne söylese eksik kalacağını hisseder. Suskunluk, bazen en uzun cümleden daha anlamlı olur.
Üçüncü mısrada ise insanın en büyük mücadelesi başlar: “Unutmak istedim söküp gönülden…” Unutmak çoğu zaman bir karar değildir. İnsan aklından silebilir; fakat gönlünden söküp atması da kolay değildir.
Hatıralar, yaşanmışlıklar ve iz bırakan insanlar, gönülde kök salar.
Ve dörtlük, aynı soruyla yeniden kapanır: “Nasıl unutulur bilemiyorum.” Bu soru aslında cevabı olmayan bir sorudur.
Çünkü unutmak, insanın iradesiyle değil, çoğu zaman zamanın merhametiyle gerçekleşir. Kimi acılar hafifler ama tamamen kaybolmaz; kimi hatıralar ise yıllar geçse de ilk günkü kadar canlı kalır.
Hayat bize şunu öğretir: İnsan her şeyi affedebilir; fakat her şeyi unutamaz. Hafıza bazen zayıflar, yıllar geçer, isimler silinir; ama gönül, kendisine dokunanları uzun süre taşımaya devam eder.
İşte bu yüzden bazı insanlar, bazı sözler ve bazı günler ömür boyu bizimle yaşar.
Belki de insanı insan yapan da budur. Hatırlayabilmek… Acıyı da, sevgiyi de, özlemi de yüreğinde taşıyabilmek…
Bazen unutamamak bir zayıflık değil; insan olmanın en tabii sonucudur. “İnsan, aklından çıkardığını unutabilir; gönlüne yazdığını ise ancak zamanın sessizliğiyle taşımasını öğrenir.”
Hoşça kalın…