Yaşlılar ve Yaya Kaldırımları

Bir şehrin gelişmişliği yalnızca yollarının genişliği, binalarının yüksekliği ya da meydanlarının güzelliğiyle ölçülemez. Asıl gelişmişlik, o şehirde yaşayan her bireyin hayatını ne ölçüde kolaylaştırabildiğiyle ilgilidir.

Çocukların güvenle oynayabildiği, engelli bireylerin bağımsız hareket edebildiği, kadınların kendilerini güvende hissedebildiği ve yaşlıların kimseye muhtaç olmadan günlük hayatlarını sürdürebildiği şehirler, gerçek anlamda yaşanabilir şehirlerdir.

Bu açıdan bakıldığında Boyabat'ın önünde hâlâ çözülmesi gereken önemli sorunlar bulunmaktadır. Özellikle yaşlı ve hareket kabiliyeti kısıtlı vatandaşlarımızın şehir yaşamına katılımını zorlaştıran fiziksel koşullar, artık ertelenmeden ele alınması gereken bir mesele hâline gelmiştir.

Adnan Menderes Bulvarı'nın dışındaki birçok noktada kaldırımların yetersiz olması, erişilebilirlik açısından uygun olmayan rampalar, elektrikli engelli araçları için şarj istasyonlarının bulunmaması ya da mevcut istasyonların aktif olarak kullanılamaması ve toplu taşımada kullanılan minibüslerin yaşlı ve engelli bireylerin ihtiyaçlarını yeterince karşılamaması, günlük hayatın en basit işlerini bile güçleştirmektedir.

Oysa yaşlılık, insan hayatının doğal bir dönemidir. Bugün sağlıklı ve hareketli olan herkes, yarının yaşlı adayıdır. Dolayısıyla yaşlıların karşılaştığı sorunları yalnızca belirli bir kesimin problemi olarak görmek, aslında kendi geleceğimize sırt çevirmek anlamına gelir.

Yaşlılık, hayattan kopmak, insanın toplumdan çekilmesi gereken bir dönem değildir. Aksine, yılların deneyiminin, birikiminin ve hafızasının topluma aktarılabileceği son derece değerli bir dönemdir.

Bugün bastonuyla yürüyen, yavaş adımlarla çarşıya çıkan yaşlı bir vatandaşımızın geçmişinde kim bilir ne hikâyeler vardır.

Belki yıllarca toprak sanayide çalışmış, belki bir dükkân işletmiş, belki tarımla uğraşmış, belki de Boyabat'ın ekonomik ve sosyal hayatına yıllarca emek vermiştir.

Bugün adımlarının yavaşlamış olması, topluma katkısının sona erdiği anlamına gelmez.

Ancak şehir yaşamındaki fiziksel engeller, yaşlı bireylerin hareket alanını daralttığında onları zamanla sosyal hayattan da uzaklaştırmaktadır.

Yürümekte zorlanan bir insan çarşıya daha az çıkmaya başlar. Toplu taşımaya binmek güçleştiğinde hastaneye, çarşıya, pazara veya bir yakınının yanına gitmek bile sorun hâline gelir.

Dışarı çıkmak bir mücadeleye dönüştüğünde ise insanın zamanla kendi evine kapanması kaçınılmaz hâle gelebilir.

Bu noktada erişilebilirlik, teknik bir şehircilik konusu olmaktan çıkar ve doğrudan bir insan hakkı meselesine dönüşür.

Bir şehrin yaya kaldırımları, aslında o şehrin insanına bakışını gösteren sessiz göstergelerdir.

Genç ve sağlıklı bir insan için bozuk bir kaldırım yalnızca küçük bir rahatsızlık olabilir. Fakat baston kullanan bir yaşlı için aynı kaldırım ciddi bir tehlikedir. Tekerlekli sandalye kullanan engelli bir birey içinse aşılması mümkün olmayan bir duvara dönüşebilir.

Kaldırım üzerine park edilmiş bir otomobil, bazıları için birkaç dakikalık bir trafik ihlali gibi görülebilir. Ancak hareket kabiliyeti kısıtlı bir kişi için o araç, yolun tamamen kapanması anlamına gelir.

Bu nedenle erişilebilir bir şehir anlayışında küçük sorun yoktur.

Bir kaldırımın yüksekliği, bir rampanın eğimi, bir minibüsün basamağı veya bir şarj istasyonunun bulunup bulunmaması, doğrudan insanın yaşam kalitesini belirleyen unsurlardır.

Boyabat'ta bu konuların bütüncül bir anlayışla ele alınması artık bir ihtiyaçtan öte, bir zorunluluktur.

Şehir merkezindeki belirli caddelerde yapılan düzenlemeler elbette önemlidir. Ancak erişilebilirlik yalnızca birkaç ana caddeyle sınırlı tutulmamalıdır.

Mahallelerden çarşıya, sağlık kuruluşlarından kamu binalarına, parklardan toplu taşıma duraklarına kadar şehrin tamamı erişilebilirlik perspektifiyle yeniden değerlendirilmelidir.

Çünkü yaşanabilir bir şehir, yalnızca gençlerin ve sağlıklı bireylerin rahatça hareket edebildiği bir şehir değildir. Gerçek anlamda yaşanabilir şehir; çocuğundan yaşlısına, engelli bireyinden hareket kabiliyeti kısıtlı vatandaşına kadar herkesin güvenli, bağımsız ve onurlu bir şekilde hayatını sürdürebildiği şehirdir.

Boyabat'ın da böyle bir şehir olabilmesi için kaldırımlardan toplu taşımaya, rampalardan şarj istasyonlarına kadar erişilebilirliği bütüncül bir şehircilik anlayışının temel unsurlarından biri hâline getirmek gerekiyor.

Unutmayalım! Bugün başkalarının yürümekte zorlandığı kaldırımlarda, yarın biz de yürümek zorunda kalabiliriz.