VUSLATA ÖMÜR YETMEDİ
Çok hayallerim vardı
Bahtım açık gitmedi
Ben de güzel sevmiştim
Vuslata ömür yetmedi.
Nezih Yıldırım
HAYALLER, SEVGİLER VE YETMEYEN ÖMÜR
İnsan hayallerle yaşar.
Çocukluktan itibaren önümüze türlü türlü hayaller koyarız. Kimi zaman güzel bir ev, güzel bir araba kimi zaman da iyi bir meslek ve belkide iyi bir gelecek; kimi zaman da sevdiklerimizle huzurlu yaşamak…
Yaş ilerledikçe hayallerin şekli değişir ama hayal kurmaktan vazgeçilmez.
Çünkü hayal, insanın yarına açılan penceresidir.
Ne var ki hayat, her zaman bizim kurguladığımız gibi gelişmez.
İnsan ister, çalışır, çabalar; fakat bazı şeyler yine de olmaz. Kimi hayaller yarıda kalır, kimine de ulaşmadan yollar kapanır ve farklı insanlar hayatımıza girer ama bizimle yürüyebilecekleri yolun sonuna kadar gelemezler.
İşte o zaman insan dönüp kendi hayatına bakar ve “Çok hayallerim vardı…”der.
Bu cümlede yalnızca gerçekleşmeyen hayaller yoktur.
Bir ömrün içinden geçip gelen beklentiler, umutlar, sevinçler ve biraz da kırgınlıklar vardır.
Ama hayatın bütün yükünü ‘bahta’ yüklemek de doğru olmaz.
Şiirin ikinci dizesinde;
“Bahtım açık gitmedi.”deniliyor.
Baht dediğimiz şey, insanın iradesi dışında kalan hayat şartlarını anlatır.
Herkes aynı imkânlarla doğmaz ve aynı yollarla yürümez. Kiminin yolu düz, kimininki taşlıdır.
Kimi insan aradığı kapıyı kolayca bulur; kimi ise kapının önüne kadar gelir ama kapının açılmasını beklerken ömrü tükenir.
Bununla birlikte insanın elinde kalan en önemli şey, nasıl yaşadığıdır.
Şair de tam burada sözü başka bir yere getiriyor:
“Ben de güzel sevmiştim.”
Ne kadar sade,ne kadar derin ve kapsamlı bir cümle…
İnsan hayatında her şeyi kazanamayabilir. Her hayaline ulaşamayabilir. Her istediğiyle kavuşamayabilir. Bütün bunların ötesinde bir tesellisi olabilir:
O da güzel sevmektir.
Çünkü sevgi, insanın sahip olduğu en büyük zenginliklerden biridir.
Güzel sevmek; karşılık beklemeden değer vermek, gönülden bağlanmak, hatırlamak ve gerektiğinde fedakârlık yapabilmektir.
Belki de insanın hayatı sonunda yanında götürebileceği en kıymetli şeylerden biri budur.
Mal mülk,makamlar ve şöhret geride kalır.
Fakat insanın gönlünde bıraktığı iyilikler ve insanların kalbinde bıraktığı güzel hatıralar yaşamaya devam eder.
Dörtlüğün son dizesi, bütün bu duyguları bir anda başka bir derinliğe taşıyor ve:
“Vuslata ömür yetmedi.”diyor.
İşte burada ki vuslat meselesi, artık yalnızca bir sevgiliye kavuşmak değildir.
Vuslat; gerçekleşmeyen bir hayalin, tamamlanamayan bir yolculuğun, yarım kalan bir sevdanın ve ömrün yetişemediği bütün güzelliklerin adı oluveriyor.
İnsan bazen bir şeye kavuşmak için yıllarca bekler.
Tam olacak zanneder.
Tam yaklaşmışken zaman önüne geçer.
Ve bir gün anlar ki bazı şeyleri istemeye ömrü yetmiş, ama kavuşmaya yetmemiştir.
Hayatın en acı taraflarından biri de budur.
Ömür, insanın bütün arzularını gerçekleştirecek kadar uzun değildir.
Bu yüzden gençlikte sonsuz zannettiğimiz zamanın aslında ne kadar kısa olduğunu yaş ilerledikçe daha iyi anlarız.
Dün dediğimiz yıllar, bir bakarsınız ömrümüzün en büyük bölümünü oluşturmuş.
Yarın dediğimiz günler ise artık eskisi kadar çok değildir.
İşte insanın olgunluk çağında yaptığı en büyük muhasebelerden biri budur:
Neleri yaptım?
Neleri yapamadım?
Kimleri sevdim?
Kimleri kırdım?
Hangi hayallerimi gerçekleştirdim, hangilerini yarım bıraktım?
Ve belki de en önemlisi:
Geriye dönme imkânım olsaydı, hayatımı nasıl yaşardım?
Bu soruların cevabı da kolay değildir.
Çünkü hayatın telafisi olmayan tarafı zamandır.
Giden zaman geri gelmez.
Kaçırılan fırsatlar her zaman yeniden çıkmaz.
Söylenmeyen güzel sözlerin bazıları bir daha söylenemez.
Ve bazı kavuşmalar gerçekten de ömre sığmaz.
Öyleyse elimizde kalan zamanı daha anlamlı yaşamak gerekir.
Seviyorsak söylemeliyiz.
Gönül almak gerekiyorsa almalıyız.
Bir dostu aramak istiyorsak hemen aramalıyız ve yarını beklememeliyiz.
Çünkü hayatın en büyük yanılgılarından biri, herşey için daha sonra vaktimiz olacağını düşünmektir.
Oysa bazen “sonra” dediğimiz gün hiç gelmeyecek gün olabilir.
Belki bu dörtlüğün bize söylediği en önemli şey de budur:
Hayallerimiz gerçekleşmeyebilir; fakat güzel yaşamaktan vazgeçmemeliyiz.
Bahtımız istediğimiz kadar açık olmayabilir.
Yollarımız her zaman istediğimiz yere çıkmayabilir.
Sevdiklerimizle her zaman kavuşamayabiliriz.
Ama bütün bunlara rağmen, gönlümüzü güzellikten yana tutabiliriz.
Çünkü hayat yalnızca kavuşmakla değil,sevmekle de anlam kazanır.
Ve insan bir gün geriye baktığında, gerçekleştiremediği hayaller kadar, gerçekleştirebildiği güzellikleri de hatırlar.
Belki vuslata ömür yetmemiştir.
Ama güzel sevmeye yetmiştir.
İşte bazen bir ömrün en büyük tesellisi de budur.
Hayaller yarım kalabilir, yollar tamamlanmayabilir, bazı vuslatlar başka baharlara kalabilir…
Fakat insanın gönlünde taşıdığı güzel sevgi, ömründen daha uzun yaşayabilir.
Ve belki de gerçek vuslat, insanın hayatının sonunda dönüp baktığında:
“Ben bu dünyadan geçtim; eksiklerim ve yarım kalanlarım oldu,ama güzel sevdim, güzel yaşadım.”diyebilmelidir her insan.
Hoşça Kalın.
Nezih Yıldırım
VUSLATA ÖMÜR YETMEDİ
Nezih Yıldırım
Yorumlar