17 yıldır seracılık yapan Boyabatlı çift, doğal ürün arayanların tercihi oluyor

17 yıldır seracılık yapan Boyabatlı çift, doğal ürün arayanların tercihi oluyor

Boyabat ilçesinde 17 yıldır seracılık yapan Orhan - Gülizar çifti hiçbir devlet desteği almadan yerli sebze üretiminde ilçede önemli bir paya sahip olup doğal ürün isteyenlerin tercihi olmaya devam ediyor.

17 yıl önce köyden şehre taşınan Orhan - Gülizar Topaç çifti Boyabat ilçesi Camikebir Mahallesi, Bağlar mevkinde kiraladıkları toplam 8 dönümlük açık ve kapalı alanda yerli ve organik sebze üretimine ilk günkü heyecan ve istekle devam ediyorlar.

Açık alan ve seralarda yılın 12 ayı sebze üretimi yapan çift, tarlalarında domates, biber, patlıcan, fasulye, çilek, kavun, karpuz, soğan, marul, maydanoz, tere ve benzeri ürünleri yetiştirerek Pazartesi günleri Belediye Hal yerinde, Cuma günleri Cuma pazarında, haftanın yedi günü Boyabat Köy pazarındaki tezgahlarında müşterilerine sunuyor. Ayrıca sera alanına gelen müşterilerde dalından yeni koparılmış sebzeleri yerinde satın alabiliyorlar.

Sera alanında konuştuğumuz seracı çift, üçü üniversite mezunu biri de lise öğrencisi olan çocuklarını topraktan kazandıkları paralarla okuttuklarını ifade ederken, Orhan Topaç, "Bizim insanımız toprağını işleyip para kazanmak yerine devlet işine gireyim, sabah sekiz akşam beş, sonra eve gelip televizyonun karşısında yatayım diyor. Halbuki toprağını ekse, elde edeceği ürünlerden çok daha fazla para kazanacaktır. Ben eşimle birlikte azmetik, toprağa güvendik. Ben inşaat ustasıyım, devletten hiçbir destek almadan toplamda 4 dönümlük alanda eşimle birlikte çalışarak sera oluşturup sebzeleri daha erken üretip tüketiciyle buluşturduk. Gördüğünüz bu seraların demirlerini eşimle birlikte büktük, direklerini birlikte dikip, naylonunu birlikte örttük. Omuz omuza, gönül gönüle verdik. İkimizde toprağı seviyoruz. İstekle, gönülle sabahın beşinden gecenin dokuzuna kadar çalışırız. Zaten gönüllülük olmadan bu işleri asla başaramazdık." 

Topaç, sorumuz üzerine toprağı tanımlarken, "Allah'ın yarattığı toprak kadar güzel bir şey yok. O her şeyi üretiyor, bir taraftan temizlerken, diğer taraftan da kirliyi yok ediyor. Ancak toprağa bakarsanız verir. Biz bakıyoruz, karşılığını aldığımız zaman da oluyor alamadığımız zaman da oluyor. Bunun sebeplerini büyüklerimiz araştırıp bizlere akıl ve destek vermeliler. Ben kazansam da kazanmasam da işimi seviyorum, topraktan vazgeçmem. Zaten işimi sevmemiş olsaydım, 17 yıldır bu işi asla yapamazdım. Tabii ki eşimde en az benim kadar toprağı ve üretmeyi seviyor. Sevmese zorla çalıştıramazsınız kimseyi. Bir memur günde 8 saat çalışıp 4-5 bin lira maaş alıyor. Ben üç kişiyle günde 15-16 saat çalışıyorum. Ben günlük harcadığım enerji karşılığında aylık 15 bin lira kazanmam lazım. Üç kişinin toplamda 45 milyar kazanmamız gerekir. Bu parayı da almam mümkün değil."

Topaç çiftine soruyorum, Mustafa Kemal Atatürk'ün ifade ettiği gibi köylü, yani toprakla uğraşan üretici  milletin efendisi midir. Gülizar Topaç, "Evet köylü milletin efendisidir. Ancak halk tarafından efendi yerine konulmuyoruz," derken eşi Orhan Topaç, söze girip, "Ben domatesi pazara indirmeden 8 liraydı, fasulye de 20 liraydı. Benim yerli ürünüm çıkasıya domates düştü 6 liraya, fasulye indi 10 liraya. Ben illa fasulye 20 lira olsun demiyorum ama ben üretince neden düşüyor. Milletin efendisiysek emeğimizin karşılığını almamız gerekir."

Orhan Topaç, koronavirüs salgını dolayısıyla gurbetçilerin gelemediğini, bu nedenlerle de satışlarda ve fiyatlarda düşmenin olduğunu söylerken, "Ben yine de Allahıma şükrediyorum, Müşterilerimiz bizi tercih ediyor, bize sahip çıkıyor, hepsinden Allah razı olsun. Bize köy pazarında yer verip ürünlerimizi satmamızı sağlayan belediye başkanımız Şefik Çakıcı'ya ve belediye encümenlerimize ayrıca çok teşekkür ediyorum."

Topaç, tarım işini yapanların ilgili bir okul mezunu olmalı mı sorumuza da cevap verirken, "Maalesef ki tarım işini hiç okuyamayıp, iş arayıp bulamayanlar bu işi yapıyor. Avrupada böyle değil, adam bir damlama tesisatını 18 yıl kullanıyor. Bizim ülkemizde hiçbir aile çocuğum tarımla ilgili bir okulda okusun köydeki toprağını işlesin istemiyor. Herkes, bir masa başında memur olsun, maaş alsın istiyor. Bu konuda devlet te bir çalışma yapmıyor. Çalışıp üreteyim diyen yok. Genç nesil derseniz, topraktan üretmekten adeta kaçıyor."

Boyabat Ziraat Odası Başkanı Cemil Elmacı'nın yönetimiyle birlikte ilçe, il ve Ankara'da bakanlık yetkililerini, Sinop milletvekillerini ziyaret edip Boyabat'a soğuk hava deposu yapılması için girişimlerde bulunduğunu Topaç'a hatırlatıp düşüncelerini soruyorum, "Elmacı Abime bu güzel fikri için teşekkür ediyorum. Ürünlerimizin bollaştığı zaman, dalından koparınca satışını yapmamız lazım. Bu yaz sıcağında elimizde kalan ürün pörsüyor, bozuluyor, telef oluyor. Emeklerimiz heba oluyor. Yada zararına satmak zorunda kalıyoruz. Elbette bir bedel karşılığında ürünlerimizin saklanması için soğuk hava deposu zaruri bir ihtiyaçtır. Cemil Beyi bu konuda destekliyor ve teşekkür ediyorum."

Sera içinde gezerken bazı fidelerin gelişip sebze verdiğini, bazı fidelerin çiçek açma safhasında olduğunu, bazılarının da daha yeni dikilmiş fideler olduğunu görüyoruz. Bunun nedenini de açıklayan Orhan Topaç, "Biz, farklı tarihlerde fideler dikiyoruz ki, bir tarladaki sebzenin verimi düşünce, diğer tarladaki fideler yeni sebze veriyor. Yani biz müşterilerimize yılbaşına kadar organik, doğal sebze yedirmeyi amaçlıyoruz" yanıtını veriyor.

Soruyoruz, Orhan Bey, Bağlar Mahallesindeki tarım alanlarının imara açılıp beton yığınları oluşmasını doğru buluyor musunuz "Ben kesinlikle karşıyım. Tarım alanının bir metrekaresine bile beton atmak kanunen de yasak zaten. Devlet büyüklerimiz buraları korusun. Ben burada kiradayım, şahsıma ait olsa toprağımı betonlaştırmam. Belediye başkanımız, milletvekilimiz bu toprakları imara açmasınlar. Ben başkanımızın buralara sahip çıkacağını düşünüyorum. Çeltikte, Gazidere domatesinde yerli üretime sahip çıktı. Buralara da inşallah sahip çıkacaktır."

Topaç, İlçe Kaymakamı Fatih Aksoy'a da teşekkür ederken "Duyduğumuza göre sayın kaymakamımız gidecekmiş, gitmesini hiç istemiyorum ama inşallah gittiği yerlerde de güzel şeyler yapar. Benim bahçemin yolunu kumlatıverdi. Onun sayesinde sera alanıma müşterilerim geldi. Bu ara en az elli araba geldi. Önceden yol bozuk olduğunda içeri giremiyorlardı. Kaymakam Beyimize özellikle teşekkür ediyorum. Yolu açık olsun." ifadelerinde bulundu.

Mahmut Coşkun


 

Güncelleme Tarihi: 05 Temmuz 2020, 19:22
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner95