SADE GÜLDÜM
DÖRTLÜK
Durdu bütün melekeler
Ne düşündüm ne de bildim
Kimin kimle gezdiğine
Baktım baktım, sade güldüm
Nezih Yıldırım
16.05.2023
Bazı durumlara verilecek en güzel cevap; susmak, tebessüm etmek ve yoluna devam etmektir.
HER ŞEYE CEVAP GEREKMEZ
Yaşanan dünyada ruh güzelliği, her zaman mutluluk vermiyor insana. Geçen zaman ise insana çok şey öğretiyor.
Fıtraten çevresinde olup bitenleri merak eden insan, birçok şeye de cevap vermek istiyor.
Hatta bazen hayatın bütün meselelerini çözmenin kendi göreviymiş gibi davranabiliyor.
Yıllar geçtikçe kendisini tanımaya başlayan insan anlıyor ki her gördüğünü sorgulamak, her duyduğuna cevap vermek ve her meseleye müdahil olmak gerekmiyormuş.
İşte bu dörtlük biraz da bu durumu anlatıyor:
“Kimin kimle gezdiğine
Baktım baktım, sade güldüm.”
Ne güzel bir tavır! Ne öfke var, ne kıskançlık, ne de hesap sorma…
Sadece bakmak ve gülmek var.
Çünkü bazı olay ve manzaralar karşısında söylenecek en doğru söz, susmak veya bir tebessümden ibaret olabiliyor.
İNSANI EN ÇOK YORAN, BAŞKALARININ HAYATIDIR
İnsanoğlu kendi hayat yükünü taşımakta zorlanırken, bir de başkalarının hayatını sırtlanmaya kalkıyor ve kendisi yaşayacak zaman bulamıyor.
Kim kiminle konuşmuş?
Kim kiminle gezmiş?
Kim kime ne söylemiş?
Kim nerede görülmüş?
Kim ne yapmış?
Bunların sonu gelmez/gelmiyor.
Üstelik insan başkalarının hayatına ne kadar çok bakarsa, kendi hayatından o kadar uzaklaşır.
Oysa insanın asıl bakması gereken yer, başkasının kapısı değil, kendi gönlüdür.
İnsan için kendi hesabını görmek, başkasının hesabını görmekten daha değerlidir.
Çünkü başkasının hayatı hakkında hüküm vermek kolaydır; insanın kendi kusurlarını görmesi ise çok zordur.
Belki de yaş aldıkça insanın kazandığı en önemli meziyetlerden biri bu oluyordur:
Her gördüğüne karışmamak…
Her duyduğuna inanmamak…
Her söylenene cevap vermemek…
Ve gerektiğinde sadece gülüp geçmek.
“DURDU BÜTÜN MELEKELER…”
Dörtlüğün ilk mısrası okuyucunun dikkatini hemen çekiyor:
“Durdu bütün melekeler…”
Şair, sıradan bir insan manzarasını bir anda daha geniş bir âleme taşıyor. Sanki ortada öyle bir hâl var ki gökyüzündeki melekler bile bir an durup bakıyor.
Ardından gelen:
“Ne düşündüm ne de bildim”
mısrası ise şiirin nükteli havasını tamamlıyor.
Şair burada kendisini bir hüküm makamına koymuyor.
“Şöyle olmuştur, böyle olmuştur.” demiyor.
Bilmediği konuda hüküm vermiyor.
Sadece bakıyor ve gülüyor.
Aslında burada önemli bir hayat terbiyesi var:
Bilmediğimiz birşey hakkında hüküm vermemek…
Görmediğimiz şey hakkında konuşmamak…
Başkalarının özel hayatını kendimize mesele etmemek…
Bunların hepsi insanı hem huzurlu, hem de itibarlı kılar.
GÜZEL CEVAP
Hayat boyunca insanın karşısına pek çok gariplik çıkabilir.
Bazılarına kızarsınız. Bazılarına üzülürsünüz.Bazılarına şaşarsınız.
Bazılarına da sadece güler geçersiniz.
Çünkü söylenecek söz, yaşananı değiştirmeyecektir.
Cevap vermek, bazen sadece meseleyi büyütmekten başka bir işe yaramayacaktır.
İşte o zaman imdada içten bir tebessüm yetişecektir.
Tebessüm…
Ne kırar ne döker.Ne kavga çıkarır ne gönül yıkar.
Sadece anlatır:
“Ben gördüm. Ama bu benim meselem değil.”
Belki de insanın huzuru biraz da burada başlar.
Her şeyi üzerine almamakta…
Her sözü kendisine söylenmiş kabul etmemekte…
Her davranışın arkasında bir anlam aramamakta…Ve bazı şeyleri olduğu gibi bırakabilmekte…
YILLARIN ÖĞRETTİĞİ BİR ŞEY
İnsan gençken birçok şeyi değiştirebileceğine inanıyor.
İnsanları değiştirebileceğini…Yanlışları düzeltebileceğini…
Herkese doğruları anlatabileceğini düşünüyor.
Fakat zaman geçtikçe anlıyor ki insanın değiştirebileceği en önemli kişi yine kendisi olarak görünüyor.
Başkalarının davranışlarına hükmetmek bizim elimizde değildir.
Ama onlara vereceğimiz tepki bizim elimizde.
Kızmak da bizim tercihimizdir, gülüp geçmek de…İşte olgunluk biraz da burada görünüyor.
Her kavgaya girmemek…Her söze cevap vermemek…Her insanı anlamaya çalışırken kendini tüketmemek…Ve bazı şeyleri olduğu yerde bırakabilmek…
Çünkü hayat, her gördüğümüz manzarayı açıklamakla geçmeyecek kadar kısa.
SADECE GÜLÜP GEÇEBİLMEK
Belki de bu dörtlüğün bize bıraktığı en güzel ders budur:
Her gördüğümüz bizi ilgilendirmez.Her duyduğumuz da doğru olmayabilir.
Ayrıca her doğruyu söylemek de her zaman gerekli değildir.
Bazen insan sadece bakar.
Anlar.
Anlamış olsa bile susar.Ve sonunda…
Sade güler.
Çünkü bazı şeylerin cevabı kelimelerde değil, insanın tavrındadır.
Hayat bize zamanla şunu öğretiyor: İnsan başkalarının hayatını konuşarak değil, kendi hayatını güzelleştirerek iz bırakır.
Geriye dönüp baktığımızda belki,
“Keşke daha çok konuşsaydım.”
demeyiz.
Ama çoğu zaman:”Keşke bazı şeylere hiç bu kadar kafa yormasaydım.”
deriz.
İşte “Sade Güldüm” biraz da bunun hikâyesidir.
Bir bakışın…Bir tebessümün…
Ve yılların içinden süzülüp gelen bir hayat anlayışının…Bir dörtlükten hayata uzanan küçük ama anlamlı bir dersi:
Her şey bizim meselemiz değildir.
Bazen insanın yapacağı en güzel şey, olup bitene şöyle bir bakıp…
Sadece tebessüm ederek gülebilmektir.
Hoşça kalın…
Nezih Yıldırım
SADE GÜLDÜM
Nezih Yıldırım
Yorumlar