Boyabat’ta Bayram

Ramazan’ın ardından gelen bayram sabahı, çocukluğumda Boyabat’ta yaşadığım en canlı ve unutulmaz günlerden biriydi.

O sabah, şehrin sokaklarında sevinç, evlerin içinde telaş, kalplerimizde ise tarifsiz bir huzur olurdu.

Bayram Sabahı Uyanışı

Güneş doğmadan evde bir hareketlilik başlardı. Annem mutfakta son hazırlıkları yapar, babam abdestini alıp namaza hazırlanırdı.

Biz çocuklar ise yeni bayramlıklarımızı giyerken içimizde büyük bir heyecan hissederdik. O kıyafetler sadece bir giysi değil, bayramın sembolüydü.

Yeni ayakkabılarımızı giyip aynanın karşısında defalarca bakar, sabahın erken saatinde sokaklara çıkmak için sabırsızlanırdık.

Bayram Namazı

Tarihi Orta Çarşı’daki Beyazıt (Büyük) ve Kemal Dede camilerinin avlusu bayram sabahında dolup taşardı.

Namaz kılındıktan sonra cemaat birbirine sarılır, musafahalaşır; büyükler küçüklerin gözlerinden, küçükler de büyüklerin ellerinden öperdi. “Allah kabul etsin, bayramınız mübarek olsun, el öpenleriniz çok olsun” sözleri yankılanırdı.

Çocuklar için bu an, bayram harçlığına kavuşmanın da başlangıcıydı. Büyüklerin elleri öpüldüğünde verilen harçlıklar az çok demeden cebimize konurdu. Ama asıl değerli olan, o sevgi dolu dokunuştu.

Harçlıklar çoğunlukla Orta Çarşı’da sıralı tezgâhlarda satılan güllaçlara giderdi.

Bayram Sofrası

Namazdan sonra evlere dönülür, bayram kahvaltısı yapılırdı.

Sofrada bayram çörekleri, börekler, reçeller, peynirler, sıcak çay ve annemin özenle hazırladığı tatlılar olurdu.

O kahvaltı, bir ay boyunca tutulan orucun ardından gelen huzurun en güzel yansımasıydı.

Bayram Ziyaretleri

Kahvaltının ardından komşu ziyaretleri başlardı. Her evde ayrı bir ikram, ayrı bir muhabbet bizi beklerdi.

Çocuklar için bayram, tatlılarla ve harçlıklarla dolu bir şenlikti; büyükler için ise dostlukların ve akrabalık bağlarının yeniden pekiştiği bir vakitti.

Sokaklarda çocukların neşeli sesleri, evlerde kahkahalar, kapılarda “Bayramınız mübarek olsun” sözleri yankılanırdı.

Bayramın Ruhu

Boyabat’ta bayram sabahı ve ziyaretler, sadece bir günün başlangıcı değil; bir ay boyunca tutulan orucun, edilen duaların ve yaşanan sabrın ödülüydü.

O sabah, şehrin sokaklarında huzur, evlerin içinde sevinç, kalplerimizde ise tarifsiz bir mutluluk olurdu.

Bugün şehirler değişti, bayramlar farklı alışkanlıklarla yaşanıyor.

Ama çocukluğumda Boyabat’ta yaşadığım o bayram sabahlarının ve ziyaretlerinin hatırası hâlâ içimde sıcacık duruyor.

Çünkü bayramın özü değişmez. Özü birliktir, paylaşmadır, saygıdır, hürmettir, sevgidir.