Yaşam hakkı

 Her gün veya gün aşırıda olsa muhakkak bir kadın cinayeti haberiyle karşılaşıyoruz. Bazen de ayrı arı illerde olmak üzere iki üç cinayet vakası birden yaşanıyor. Çeşitli tedbirler alınsa da bu olaylar bir türlü arzu edildiği gibi çözümlenemedi. 2018 yılında 440 -2019 yılında 474- 2020 yılın da 234 kadın olmak üzere cinayetten hayatlarını kaybetmişler.

 Kadınları koruma sahip çıkma adına Kurulan Aile ve çalışma ve sosyal hizmetler bakanlığı yaptığı çalışmalarla bu konuda başarısız bir yol izledi. Devamlı ailede erkek kusurlu bulunup uzaklaştırma cezası veriliyor.

 Bunun sonucunda kadın ortak haklara sahip babaya çocuğunu göstermiyor veya ondan uzaklaştırmakla kendinde özgürlük buluyor. Basında görüyoruz henüz boşanmış durumda iken beraber olduğu erkekle tahrik edici ortamlara yer vermesi sonucunda vahim olaylar meydana geliyor. Baba hiç zaman kız evladı olsun erkek çocuğu olsun ikinci kişinin baba olarak bilmelerini onları korumasını asla kabullenemez bu konuda ısrarcı ve kararlıdır.

Kanunların çoğu kadını korumaktır. Asında kanun iki kişi durumunu değerlendirerek herkese eşit ve aynı mesafede uygulanması gerekirken olmuyor ve bu sorunda çözülemiyor. Aile, çalışma ve sosyal hizmetler bakanlığı her iki taraf için alınan tedbirleri gözden geçirmesi lazım. Kadın erkek sorunlarının tek taraflı olmadığını görecektir.  Bir Arap atasözü şöyle der “Haddini aşan her şey aksine sonuç verir”

İnsan yaşamını düzenleyen kanunlar suç işleyen herkes için eşit uygulanır. Fakat ceza kanunlarında yapılan değişikliklerle insanlar mahallede, sokakta, trafikte her yerde uğradığı bir saldırıda olay emniyet amirliklerine taşınıyor, mağdur şikâyetçi oluyor eğer ölüm yoksa ifadeler alınıp serbest kalıyor. Kişi yediği dayakla kalıp, uğradığı ziyan zararla kapıdan çıkıyor.

Geçmiş kaynaklara görülen ve yürürlükte kalmış bazı yasalardan Milattan 4000 yıl önce yaşamış Sümerlerde UR-NAMMU kanunu,1876 yılında sonunda 4 yıl yürürlükte kalan Osmanlı MECELLE, kanunu ve Hamur Abi kanunlarında insan yaşam hakkının ve mülkiyetinin korunmasına çokça önem verildiğini anıyoruz.

Hamurabi kanunlarının bir maddesinde şöyle yazılı. Adam kendisine çocuk veren karısından ayrılmak isterse çeyizini geri verir. Çocuklarına baksın diye bağ, bahçe, tarla kullanım hakkı verir. Kadın Çocukları büyüttüğü zaman kalbinin erkeği ile evlenebilir der.

Sümerler de kadın sosyal yaşamda da öne çıkıyor. Kadınlar iş yaşamında aktif rol alabiliyor, davalarda şahit ve kefil olabiliyor. Mal alıp satabiliyorlar, borç alıp verebiliyor kocaları ile iş yapabiliyorlar demekte.

Anayasamızda Kadının korunması kanunu;

MADDE (1) şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Bu günkü caydırıcı tedbirler yetersiz kalmakta. Kadın cinayetlerindeki artışlar ve mağduriyetler sebepleri gözden geçirilip yeni düzenlemeler yapılmasın gerektiğine inanıyorum.

Hasan MUSLU

YORUM EKLE

banner95