O kadar yoksulduk ki bir çöpümüz bile yoktu

Mahallemizde sadece bir yerde çöp sandığı vardı. O da mahallenin meydanında bir kenarda dururdu. Şimdi bu çöp sandığının karşılığına “çöp konteyneri” diyorlar. Bizim evin alt yanında bunlardan üç tane,  üst tarafında da bir tane var. Bunları her sabah, sabahın köründe belediyenin çevre temizlik aracı (çöp kamyonu) temizliyor, boşaltıyor, ama her birini her gün komşularla yeniden dolduruyoruz.

50’li, 60’lı yıllarda bütün mahalle yaklaşık bir metreküp boyutlarındaki çöp sandıklarını dolduramazdık. Belki bundan utanmamız gerekirdi ama utanmazdık. Çünkü diğer mahalleler de aynı durumdaydı. Onlar da dolduramazdı. Bir belediye aracı bütün Boyabat’ın bir haftalık çöpünü bir defada toplayıp bugünkü Çamlıca mahallesinin önündeki boşluğa boşaltırdı.

70’li yıllarda gazetelerimizden birinde bir köşe bulmuş çokbilmiş bir yazar “Zengin toplumlar çöpünden belli olur. Zengin toplumların çöpü de zengin olur. Ben Amerika’da az kullanılmış koltuk kanepe takımlarının çöpe bırakıldığını gördüm” demişti de inanamamıştık

O tarihlerde bizim zenginlerimizin evlerinde koltuk ve kanepe bulunmazdı. Zengini de yoksulu da pencere önündeki setlerin üzerindeki minderlere oturur, sokaktan gelip geçenlere bakardık. Masa, sandalye gibi lüks eşyalar sadece misafir odalarında bulunurdu ki bu odalara biz pek sık girmezdik. Bu odalar ve bu eşyalar pek az kullanılırdı.

Ne yapacaktık yani? Bunları çöpe mi atmalıydık?

Tabii ki her gelişme birden olmuyor. Önce çöpümüzün miktarını artırmalıydık. Kola, fruko gibi modern içecekleri biz depozitolu şişelerde alıyorduk. Müteveffa Özal gelir gelmez bu gıda maddelerini kutuya koydurdu. Kolayı içip kutusunu çöpe atıyorduk. Hâlbuki daha 10 sene önce Amerikan üslerinin çöplerinden toplanan bu kutulara kulp takıp maşrapa diye kullandık. Boyabat’ta sadece bu işi yapan biri vardı. Dükkânının yeri de şimdiki Ziraat Bankasının bahçesine düşüyordu. Yanında da Çorumlu leblebicinin dükkânı vardı.

Bugün artık o yıllardaki Amerika’yı yakaladık. Gezip dolaştığım yerlerde çöp konteynırları yanına bırakılmış kullanılabilir durumda mobilyalar görüyorum. Birçok evde modası geçmiş mobilyasını “Allah razı olsun” karşılığı kabul edecek yoksul insan aranıyor bulunamıyor. İnsanlarda bunları adam tutup çöpün yanına bıraktırıyor.

Dünya çok değişti. Bu değişikliğe ayak uyduramayanlar işe yarayabilecek eşyaları atmayıp biriktiriyor. Komşuları çöp ev var diye şikâyet ediyor. Şikâyet üzerine gelen görevliler komşularının meraklı bakışları, medya mensuplarının gözetimi altında  evi boşaltıyorlar. Evinden pek çıkmayan yaşlı kişi bir anda ülke çapında tanınıveriyor.

Bu sabah, sabah yürüyüşü yaparken bir hanımın elindeki çöp poşetini, şehrimizi güzelleştiren Kolaz Çayına fırlatıp attığını gördüm. Ne kadar zenginleşirsek zenginleşelim bizde bir kültür oluşmamış, üzüldüm. Hâlbuki on metre ileride çöp atabileceği bir kutu vardı. Bu yazıya ilhamı o hanımdan aldık.

YORUM EKLE