ATATÜRK’TEN BİR ANI

                                           ATATÜRK’TEN BİR ANI

              Sevgili okuyucularım; Turhal Lisesi’nde okuttuğum, eski öğrencilerimden Turgut Öztürk beni arayarak serzenişlerde bulundu. Yazılarımı uzun zamandan beri takip ettiğini ancak son yedi sekiz aydır “Boyabat Sesi”nde bulamadığını, Turhal Lisesi’nde Felsefe derslerine girdiğim halde zaman zaman tarihle ilgili anılardan bahsettiğimi ,bu vesileyle kendisine tarihi sevdirdiğimi, dolayısıyla da tarihle ilgili yazılarımı beklediğini ifade etmektedir.

            Sevgili öğrencimin isteğine uyarak aşağıdaki anıyı okuyucularımla paylaşmak istedim.

           Benim ülkem.

           İstiklal Savaşı sorası Mustafa Kemal Paşa yurt gezilerine çıkar. Bu yurt gezilerinden birinde yolu Adana’ya uğrar. Şehri gezerken gördüğü güzel binalarla yakından ilgilenir. Bu güzel binaların sahiplerini sorar.

             “Bu villa kimin?”

           “ Kirkor Efendinin, Paşam”

             “Bu Köşk?”

              “Dimitri Efendinin Paşam”

              “Ya şu Konak?”

              “Salomon Efendinin”…

               Biraz daha ilerledikten sonra Paşa’nın, toprak damlı bir virane ile yıkık dökük bir binayı görür ve sahiplerini sorar: Yanındakiler cevap verir. “Paşam şu toprak ev Recep Çavuşun, yanındaki ise  Şehit Nuri  Efendinin.”

               Paşa bu duruma çok üzülür, biraz da sinirlenir. Emir vererek Recep Çavuşu çağırttırır. Recep Çavuş paşanın karşısında selam durur. “Emredin Paşam! der.  “Kemal Paşa sorar:Recep Çavuş bu villa Kirkor Efendinin, bu köşk Dimitri Efendinin, şu Konak Salomon Efendinin ,şu virane de senin. Bu Ermeniler,Rumlar,Yahudiler bunları edinirken ,sen neredeydin?”

                 “Traplusgarp’ta, Çanakkale’de, Sakarya’da sizinle beraberdim Paşam…”

              Yukarıdaki çarpık durumdan sadece gayrimüslimler sorumlu tutulamaz. Osmanlı yönetim anlayışının çarpıklığından ileri gelmektedir. Burada vatandaş ayrımcılığı söz konusudur.

               Türkler asker memur ve köylü iken, Gayri Müslimlerin tarım dışında ticaret ve çeşitli sanatlarla uğraşmaları onları zenginleştirmiştir. Bunun doğal sonucu olarak büyük şehirlerde sınaînin %75-80 i gayri müslimlerin elindeydi. Kalan %20-25 de devletin elindeydi. Bunların çoğunu da askeri fabrikalar teşkil ediyordu. Bunların büyük bir kısmı da İstanbul ve çevresinde toplanmıştı.

               Aradan geçen bunca yıllara rağmen bugün dahi ülkemizin can damarları sayılabilecek birçok sektörde ortaklık adı altında yabancıların uzantısı olan kuruluşların kontrolündedir. Ülkemizdeki yabancı kuruluşları ve onların uzantılarını kendi kontrolümüz altında tutmalıyız. Ülke olarak birlik ve beraberlik içinde bu güzel memleketimizi yabancıların veya onların uzantılarına ve onların kendi keyfilerine göre hareket etmelerine göz yummamalıyız.

                                                            “Bakalım Mevla neyler, neylerse güzel eyler”

             

             

             

YORUM EKLE