Sorun Üreten Değil, Çözüm Üreten İnsan Olabilmek

Sorun Üreten Değil, Çözüm Üreten İnsan Olabilmek

İnsanız… Dünyaya gözlerimizi açtığımız andan itibaren bir yolculuğun içine düşeriz. Bu yolculuk bazen güneşli bir bahar sabahı kadar huzurlu, bazen de fırtınalı bir kış gecesi kadar çetin geçer.

Hayat dediğimiz şey, yalnızca güzel günlerin toplamı değildir. Sevinç kadar hüzün, başarı kadar başarısızlık, umut kadar kaygı da bu yolculuğun ayrılmaz parçalarıdır.

Bu nedenle insanın hayatında sorunlarla karşılaşması şaşılacak bir durum değildir.

Asıl şaşılacak olan, hiçbir engelle karşılaşmadan yaşanmış bir ömürdür.

Çünkü hayat, insana sürekli sorular sorar; bazen sabırla, bazen emekle, bazen de cesaretle cevap vermesini ister.

Ne var ki günümüzde birçok insanın karşılaştığı en büyük sorunlardan biri, sorunların kendisi değil, sorunlara karşı geliştirdiği bakış açısıdır.

Bazıları bir problemle karşılaştığında hemen karamsarlığa kapılır. Bazıları ise çözüm aramak yerine suçlu aramaya koyulur.

Kimi zaman da insanlar, zaten var olan sıkıntıları büyüterek yeni sıkıntılar üretirler.

Oysa hayatın ilerlemesini sağlayanlar, sorunlardan kaçanlar değil; sorunlara çözüm üretenlerdir.

Bir geminin kaptanı, denizin sakin olduğu günlerde değil, fırtınalar sırasında belli olur.

İnsan da böyledir. Her şey yolundayken güçlü görünmek kolaydır. Asıl maharet, işler ters gittiğinde sakin kalabilmek, aklı ve vicdanı devrede tutabilmektir.

Tarih boyunca insanlığı ileriye taşıyan bütün gelişmelerin temelinde bir soruna çözüm arayışı vardır.

Ateşin bulunmasından tekerleğin icadına, bilimsel keşiflerden teknolojik yeniliklere kadar her şey, insanların karşılaştıkları güçlükleri aşma isteğinin ürünüdür.

Eğer insanlar yalnızca sorunlardan şikâyet etseydi, bugün sahip olduğumuz hiçbir gelişme gerçekleşmezdi.

Günlük hayatımızda da durum farklı değildir.

Trafikte, iş yerinde, aile içinde, komşuluk ilişkilerinde ya da sosyal hayatta sürekli çeşitli problemlerle karşılaşırız.
Kimi zaman bir yanlış anlaşılma, kimi zaman ekonomik zorluklar, kimi zaman da insanların birbirine karşı duyarsız davranışları canımızı sıkar.

Ancak burada önemli olan, bu sorunların varlığı değil; bizim onlara nasıl yaklaştığımızdır.

Bir düşünelim…

Bir sokakta çöp görmekten şikâyet etmek kolaydır.
Zor olan, o sokağın temiz kalması için sorumluluk almaktır.

Toplumdaki saygısızlıktan yakınmak kolaydır.
Zor olan, saygıyı önce kendi davranışlarımızla yaşatmaktır.

Herkesin birbirini eleştirdiği bir ortamda çözüm önerisi sunmak ise çok daha değerlidir.

Çünkü sorun üretmek için özel bir çabaya gerek yoktur. Bir söz, bir ihmal, bir öfke anı bile yeni sorunlar doğurabilir.

Fakat çözüm üretmek emek ister, sabır ister, bilgi ister ve en önemlisi iyi niyet ister.

Bugün dünyanın da, ülkemizin de, şehirlerimizin de, mahallelerimizin de ihtiyacı olan şey budur:
Çözüm üreten insanlar...

Bir problemi gördüğünde elini taşın altına koyan insanlar...

Şikâyet etmek yerine katkı sunan insanlar...

Yıkmak yerine onarmayı tercih eden insanlar...

Kırmak yerine gönül almayı bilen insanlar...

Çünkü hayat kısa, zaman kıymetlidir.

İnsan ömrünü sürekli yakınarak, öfkelenerek ve sorun büyüterek geçirdiğinde geriye yalnızca yorgunluk kalır. Fakat çözümün bir parçası olmayı seçenler, hem kendi hayatlarını hem de çevrelerindeki insanların hayatlarını güzelleştirirler.

Belki bütün sorunları çözemeyiz.
Belki dünyanın yükünü tek başımıza taşıyamayız.
Ancak her birimiz bulunduğumuz yerde küçük de olsa bir iyilik, bir çözüm, bir katkı sunabiliriz.

Bazen bir tebessüm, bazen bir yardım eli, bazen de yapıcı bir fikir büyük değişimlerin başlangıcı olabilir.

Sonuç olarak, insan olmak biraz da zorluklarla mücadele etmeyi öğrenmektir.

Sorunlardan tamamen uzak bir hayat mümkün değildir. Fakat sorunların esiri olmak da kader değildir.

Önemli olan, karşılaştığımız engeller karşısında nasıl bir tavır sergilediğimizdir.

Hayat bize her gün yeni meseleler çıkarabilir. Ama unutmayalım ki her sorun, içinde bir çözüm ihtimalini de taşır.

Yeter ki biz, karanlığı konuşup durmak yerine bir mum yakmayı tercih edelim.

Yeter ki sorunların değil, çözümlerin insanı olabilelim.