Serinlemek Uğruna Hayatımızı Riske Atmak
Yaz geldi. Güneş gökyüzündeki yerini biraz daha yukarı taşıdı, günler uzadı, sıcaklıklar arttı. Şehirlerin beton duvarları arasında sıkışan insanlar, bunaltıcı sıcaklardan kaçabilmek için serinlemenin yollarını aramaya başladı. Kimi deniz kıyılarına akın ediyor, kimi göl kenarlarına gidiyor, kimi ise yüzme havuzlarında nefes almaya çalışıyor.
Ancak sıcaklığın arttığı her yaz mevsiminde değişmeyen bir gerçek var:
Özellikle çocuklar ve gençler, serinlemek uğruna hayatlarını tehlikeye atabilecek davranışlarda bulunuyor.
Her yıl televizyon ekranlarında, gazetelerde ve internet sitelerinde benzer haberlerle karşılaşıyoruz. Sulama kanallarına giren çocuklar, akıntıya kapılan gençler, yüzme bilmediği halde gölete giren insanlar, serinlemek isterken hayatını kaybeden vatandaşlar...
Haberler değişiyor, isimler değişiyor ama acı sonuç değişmiyor.
Aslında tehlikeyi hepimiz biliyoruz.
Bir akarsuyun sakin görünen yüzeyinin altında güçlü bir akıntı olabileceğini biliyoruz.
Bir gölün derinliğinin tahmin edilenden fazla olabileceğini biliyoruz.
Sulama kanallarının yüzmek için yapılmadığını, havuz görünümündeki bazı su birikintilerinin ölüm tuzağına dönüşebileceğini biliyoruz.
Buna rağmen sıcaklığın verdiği bunaltıcı etki, çoğu zaman sağduyunun önüne geçiyor.
Bilhassa çocuklar için durum daha da hassas. Çünkü çocuklar tehlikeyi yetişkinler kadar doğru değerlendiremezler.
Onlar için serin bir su, eğlence ve özgürlük anlamına gelir.
Ancak suyun altında görünmeyen riskleri fark etmeleri her zaman mümkün değildir.
Bu nedenle sorumluluk büyük ölçüde ailelere, eğitimcilere ve topluma düşmektedir.
Birçok insan deniz, göl, dere veya nehir kenarına geldiğinde suyun durgun görünmesine aldanır. Oysa suyun yüzeyindeki sakin görüntü, altında güçlü akıntıların olmadığı anlamına gelmez. Özellikle nehirlerde ve kanallarda akıntı gücü birkaç saniye içinde bir insanı metrelerce sürükleyebilir. Panikleyen kişi nefes kontrolünü kaybeder, yönünü şaşırır ve yüzme bilse bile hayatta kalmakta zorlanır.
Bunun yanında suyun sıcaklığı da önemli bir tehlikedir.
Yaz sıcağında saatlerce güneş altında kalan bir insanın aniden soğuk suya girmesi vücutta şoka neden olabilir.
Kalp ritminde düzensizlikler oluşabilir, kaslarda ani kasılmalar görülebilir.
Bu durum yalnızca yaşlılar için değil, genç ve sağlıklı bireyler için de risk taşır.
Bir başka yanlış inanış ise yüzme bilmenin her koşulda yeterli olduğudur. Oysa profesyonel yüzücüler bile kontrolsüz doğal sularda zor anlar yaşayabilmektedir. Çünkü doğal su ortamları havuzlardan farklıdır. Dip yapısı değişkendir, görüş mesafesi düşüktür, su altındaki taşlar, çukurlar veya bitkiler ciddi tehlikeler oluşturabilir. İnsanların çoğu bu riskleri ancak olay yaşandıktan sonra fark etmektedir.
Yaz aylarında sıkça duyduğumuz boğulma vakalarının önemli bir bölümü de "Bana bir şey olmaz." düşüncesinden kaynaklanmaktadır.
İnsan psikolojisi bazen tehlikeyi küçümsemeye eğilimlidir. Daha önce aynı yerde yüzmüş olmak, o bölgenin güvenli olduğu anlamına gelmez. Yağışlar, baraj kapaklarının açılması veya su seviyesindeki değişiklikler birkaç saat içinde koşulları tamamen değiştirebilir.
Üzücü olan ise bu olayların büyük bölümünün önlenebilir olmasıdır.
Çocuklara küçük yaşlardan itibaren su güvenliği eğitimi verilmesi gerekir. Yüzme öğrenmek önemli bir beceridir ancak yüzme eğitimi kadar suyun tehlikelerini öğrenmek de önemlidir.
Ailelerin çocuklarını kontrolsüz alanlarda yalnız bırakmaması, yerel yönetimlerin riskli bölgelerde gerekli uyarıları yapması ve toplumun bu konuda bilinçlenmesi hayati değer taşımaktadır.
Serinlemek bir ihtiyaçtır. Aşırı sıcakların yaşandığı günlerde insanlar doğal olarak suya yönelmektedir. Ancak serinlemek için seçilen yerin güvenli olması gerekir. Can kurtaran bulunan havuzlar, denetimli plajlar ve güvenlik önlemleri alınmış alanlar tercih edilmelidir. Birkaç dakikalık serinleme isteği, bir ömür boyu sürecek pişmanlıklara dönüşmemelidir.
Unutmamak gerekir ki su, yaşamın kaynağıdır; fakat kurallarına uyulmadığında büyük bir tehlikeye de dönüşebilir.
Her yaz yaşanan acı olaylar bize aynı gerçeği hatırlatıyor:
Tehlikeyi bilmek yetmez, ona karşı önlem almak gerekir.
Sıcak bir yaz gününde serinlemek elbette herkesin hakkıdır. Ancak serinlemek uğruna hayatımızı riske atmak, ne cesaret ne de özgürlüktür. Gerçek sorumluluk, kendimizi ve sevdiklerimizi koruyabilmektir.
Çünkü yaz mevsiminin sonunda geriye güzel anılar kalmalıdır; telafisi olmayan acılar değil.