Boyabat’ın geçmişine her baktığımda kendimi bir zaman yolculuğunun içinde buluyorum. Çünkü o sararmış gazete sayfalarının arasında yalnızca haberler değil, bir ilçenin hafızası, insanları, sevinçleri, hüzünleri ve yarım kalmış hikayeleri var.
1963 yılından itibaren Boyabat’ın geçmişine uzanmak, benim için sıradan bir gazete arşivini karıştırmaktan çok daha fazlası. Gazetenin sayfalarını çevirirken kendimi yıllar öncesinin Boyabat sokaklarında dolaşırken buluyorum.
Bir bakıyorum, yıllar önce ilçenin gündemini meşgul eden bir konu… Bir başka sayfada dönemin siyasetçilerinin iddialı açıklamaları, seçim vaatleri, belediye hizmetleri, esnafın sorunları… Bazen de bugün okuduğumuzda gülümseten küçük bir olay, ilginç bir anı ya da unutulmaya yüz tutmuş bir gelenek…
Her gazete sayfası, aslında birilerinin hayatından kopup gelmiş bir hatıra…
O sayfalarda bugün aramızda olmayan, bir zamanlar aynı sokaklarda yürüdüğümüz, selamlaştığımız, sohbet ettiğimiz insanları görüyorum. Kimi gençlik yıllarında, kimi bir etkinlikte, kimi bir siyasi toplantıda, kimi de ilçenin sıradan bir gününde fotoğrafa yansımış.
İsimlerini okudukça yüzleri canlanıyor. Eski bir fotoğrafta veya birkaç satırlık haberde yaşadığını fark ediyorsunuz.
Bir de geleneklerimiz var… Bugün belki çok azını hatırladığımız, çocukluğumuzda doğal karşıladığımız ama zamanla kaybettiğimiz alışkanlıklarımız. Düğünler, bayramlar, esnaf kültürü, komşuluk ilişkileri, eski çarşı hayatı…
Gazetelerin arasında dolaşırken bunların izine rastlamak insana tarifsiz bir mutluluk veriyor.
Üstelik internetin her şeyi sakladığını düşünüyoruz. Oysa yıllar önce yayımlanmış pek çok haber bugün dijital ortamda bulunamıyor. İnternet sayfaları kapanıyor, bağlantılar kayboluyor, fotoğraflar siliniyor. Fakat basılmış bir gazete, yıllarca saklandığında bütün bunlara direnebiliyor. Mürekkebi solsa da anlattıkları kaybolmuyor.
Belki de bu yüzden basılı gazetenin kıymeti benim için çok başka.
Bir gazetenin arşivini karıştırırken yalnızca geçmişi öğrenmiyorsunuz. Bugünü de daha iyi anlıyorsunuz. Çünkü bugün yaşadığımız birçok olayın, tartışmanın ve sorunun geçmişte de bir karşılığı olduğunu görüyorsunuz. Yıllar önce konuşulan bir meseleye bakıp bugün nerede olduğumuzu sorguluyorsunuz.
Kimlerin hangi sözleri verdiğini, ilçenin hangi aşamalardan geçtiğini, nelerin değiştiğini ve nelerin hala değişmediğini fark ediyorsunuz.
İşte gazeteciliğin en güzel taraflarından biri de bu. Bugünün haberini yaparken aslında yarının tarihine de küçük bir not düşüyoruz.
Her sayfayı çevirdiğimde biraz geçmişe gidiyor, biraz çocukluğuma, biraz da artık aramızda olmayan insanların yanına uğruyorum.
Ben Boyabat’ın geçmişini okumayı seviyorum.