Boyabat’ın Nüfus Hikayesi

Boyabat’ın Nüfus Hikayesi


Boyabat’ın mahallelerini, caddelerini ve sokaklarını adım adım gezmekten hoşlanırım. Bu yürüyüşler bana daha iyi gözlem yapma fırsatı verir.

Eski mahallelerin taş sokaklarında yürürken, rakamlardan ibaret olmayan bir hikâye duyar gibi olurum.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Boyabat’ın nüfusu 1965’te 62.710 iken 2025’te 44.901’e gerilemiştir. Bu azalış, sadece bir istatistik değildir. Her eksilen sayı, bir bavulun kapanışını, bir otobüsün kalkışını ve bir gencin gurbet yollarına düşüşünü anlatır.

1965-1985 yılları arasında nüfus yavaş yavaş azalmış, 1990’da Saraydüzü’nün Boyabat’tan ayrılarak ilçe olmasıyla keskin bir düşüş yaşanmıştır.

2000’li yıllardan itibaren ise yeniden gerileme eğilimine girmiştir. Bu tablo, Boyabat’ın kendi özgün hikâyesini yazmaya başladığını göstermektedir.

İncelediğimiz nüfus piramitleri, doğurganlığın belirgin şekilde azaldığını ortaya koyuyor. Ancak asıl dikkat çeken nokta, 20-24 yaş grubundaki erkek nüfusundaki çarpıcı eksikliktir.

Bu gençler çalışmak için İstanbul’a, Ankara’ya, yurtdışına ve diğer büyük şehirlere göç etmişlerdir. Boyabat’ın tarlalarında eksilen eller, büyük şehirlerin fabrikalarında ve atölyelerinde çoğalmıştır.

Her giden genç, ardında bir boşluk bırakmıştır. Köylerde kalan yaşlıların gözlerinde özlem, anaların dualarında gurbetin acısı büyümüştür.

Boyabat’ta yaşlılık gözle görülebilecek orana ulaşmıştır. Bu durum, köylerdeki sessizliği, torunlarını yalnızca bayramlarda görebilen dedelerin ve ninelerin hikâyesini anlatmaktadır.

Gençler göç ederken yaşlılar bu topraklarda kalmış; pirinç tarlalarının başında, ağaçların gölgesinde, camilerin avlusunda Boyabat’ın hafızasını, kültürünü ve geleneğini taşımaya devam etmişlerdir.

Boyabat’ın nüfus hikâyesi, rakamların çok ötesinde bir insan manzarasıdır.

Azalan nüfus, aslında çoğalan gurbet türküleridir.

Göç eden gençlerin ardında bıraktığı boşluk, köyde kalanların sabırla ördüğü bir kültür ağına dönüşmüştür.

Her rakam bir insan yüzü, her oran ise bir hayat hikâyesidir.

Sonuç olarak Boyabat’ın genç nüfusu azalıyor olabilir; ancak bu azalış bir tükeniş değil, ilçenin sosyo-kültürel yapısının yeniden şekillenişidir.

Göç eden gençler başka şehirlerde Boyabat’ın adını ve ruhunu taşırken, burada kalanlar ise bu topraklarda kültürü, geleneği ve aidiyeti yaşatmaktadır.

Boyabat’ın nüfus hikâyesi, Anadolu’nun ortak kaderiyle birleşen, ancak kendi özgün sesini koruyan hüzünlü ve dirençli bir türküdür.