BİR DÖRTLÜK, BİR HAYAT

BİR DÖRTLÜK, BİR HAYAT
Dörtlüklerin Işığında Hayatın İzleri
(Birinci Bölüm)
Dörtlük:
BEN!
Bana sabır et diyorlar.
Sabrederken çatlarım ben.
Gezsem de gül bahçesinde.
Yine zehir koklarım ben.
17 Nisan 2005
Nezih Yıldırım
Sabır ile Sessiz Çığlık Arasında
Bazı şiirler yazıldığı günün değil, bütün bir ömrün aynasıdır.Aradan yıllar geçse de mısralar eskimez; çünkü onlar yaşanmışlığın izlerini taşırlar.
Benim için bu dörtlük de böyledir ve insan ömründe en kolay söylenen sözlerden biri de“Sabret.” tavsiyesidir. İyi niyetle söylenmiş olsa da, bazen insanın yükünü hafifletmeye yetmez bu söz.
Çünkü her gönlün taşıdığı yük farklıdır. Aynı yükü yaşayan iki insan bile onu aynı şekilde taşımaz.
“Sabrederken çatlarım ben.” demek de sabra isyan değildir.
Anlatmak istenen; insanın, derdini içine attıkça sessizce yorulabileceğidir.
Bazen insanı yıkan çektiği çile veya sıkıntılar değil, anlaşılmamış olmasıdır.
“Gezsem de gül bahçesinde.” mısrası, hayatın bütün güzelliklerini temsil eder.
Gül, sevgiyi, huzuru ve umudu simgeler.
Fakat gönül yaralıysa, en güzel bahçeler bile insanın içine ferahlık vermez.
“Yine zehir koklarım ben.” sözü ise dış dünyanın değil, insanın iç dünyasının fotoğrafıdır.
Bazen algıyı öyle örter ki acı, gülün kokusu bile zehir gibi gelir insana.
Çünkü değişmiş olan bahçe değil, insanın ruhudur.
Bu dörtlüğü yazdığım gün ile bugünkü ‘ben’ arasında yılların biriktirdiği nice tecrübe var. Şimdi geriye dönüp baktığımda görüyorum ki sabır, tek başına çekilen bir yük değil; umutla, dua ile ve dost eliyle güçlenen bir erdemdir.
Hayat bana şunu öğretti: İnsan bazen konuşarak değil, susarak yorulur. İşte şiir, o suskunluğun dile gelmiş hâlidir.
Dilerim bu satırları okuyan herkes, çevresindeki insanlara sadece “Sabret.” demekle yetinmez.
Önce dinler, anlamaya çalışır, sonra omuz verir.
Çünkü paylaşılan acı hafifler; paylaşılan umut ise çoğalır.
Belki de insanın gerçek olgunluğu, çektiği acı ve üzüntüleri başkalarının yarasına merhem olacak bir söze dönüştürebilmesidir.
Bu dörtlüğü yıllar sonra yeniden okurken, gençlik yıllarımın duygularına sevgiyle bakıyor; sabrın yalnızca beklemek değil, aynı zamanda vakarı korumak olduğunu da daha iyi anlıyorum.
Kalem bazen sadece kâğıda mürekkep aktarma aracı değildir, insanın ömrünü de yazar.Böylece kifayetsiz harfler kelimeye kelimeler de cümleye dönüşür ve bir ömrü kapsar hatıralar insan ruhunda.
Nezih Yıldırım