BİR DÖRTLÜK, BİR HAYAT
Dörtlüklerin Işığında Hayatın İzleri – VIII
KEŞKE MECNUN OLAYDIM
Keşke Mecnun olaydım,
Bir Leyla’nın peşinde.
Keşmekeş bir dünyada,
Bilmem benim işim ne?
Nezih Yıldırım (2007)
İnsan,Arayışı ve Kendini Bulması:
İnsan, yalnızca ekmeğin değil, hayatın da peşindedir.
Her sabah yeni bir güne başlarken aslında görünmeyen bir arayışın içine girer insanoğlu.
Kimi makam arar, kimi servet, kimi huzur, kimi de hakikat… Fakat bütün arayışların sonunda insanın karşısına tek bir soru çıkar: Ben bu dünyada niçin varım?
Bu dörtlük, dört kısa mısra içinde işte bu büyük soruyu dile getirmektedir.
Şair, “Keşke Mecnun olaydım.” derken deliliği değil, yönünü bulmuş olmayı arzuluyor.
Çünkü, Mecnun’un çöllerde dolaşması, aslında gayesiz bir dolaşma değildir!
Onun her adımı bir sevdanın, bir sadakatin ve bir hedefin izini taşıyordur.İnsanı ayakta tutan da çoğu zaman böyle bir inanç ve bağlılıktır.
“Bir Leyla’nın peşinde” sözü de sadece beşerî aşkı anlatmaz.
Leyla; insanın gönlünü bağladığı bir hakikat, veya bir dava veya idealdir.
Her insanın hayatını anlamlı kılan bir de “Leyla”sı vardır. Onu kaybeden ise kalabalıklar içinde bile yalnız kalır.
Dörtlüğün üçüncü mısrası, ise yaşadığımız çağın özeti gibidir.
Dünya hızla değişirken insan, çoğu zaman bu değişimin içinde savrulmaktadır. Değerlerin aşındığı, menfaatin öne çıktığı, hakikatin gürültü arasında kaybolduğu bir ortamda insan, kendisini bir keşmekeşin içinde bulabilir.
İşte bu ruh hâli son mısrada güçlü bir şekilde dile gelirmiştir.
“Bilmem benim işim ne?”
Bu söz, hayattan kaçışın değil; vicdanın ve bir varolmanın sesidir. Düşünen insan, zaman zaman çevresine bakar ve gördüğü çarpıklıklar karşısında kendi sorumluluğunu sorgular.
Bu soru, umutsuzluğun değil, hakikati arayan bir gönlün sorusudur.
Belki de insanı insan yapan şey, bu soruyu hiç kaybetmemesidir.
Çünkü kendisine “Benim bu dünyadaki vazifem nedir?” diye soran kişi, hayatını rastgele yaşayamaz.
Her davranışını, her sözünü ve her kararını bu arayışın süzgecinden geçirir.
Hayatın keşmekeşi içinde yönünü kaybetmeyenler, mutlaka bir değerin peşinden yürüyenlerdir.
Kimi ilmin, kimi adaletin, kimi vatanın, kimi de inancının izini sürer.
Asıl mesele ise, insanın kendi Leyla’sını bulabilmesidir.
Bu dörtlük, bize bir cevap vermekten çok bir soru emanet eder:
“Bilmem benim işim ne?”
Belki de insanın ömrü boyunca kendisine sorması gereken en kıymetli sorudur bu.
Çünkü doğru soruyu bulanlar, çoğu zaman doğru yolu da bulurlar.
Hoşça kalın.
Nezih Yıldırım