Asrın Felaketi’nin 3. Yılında Deprem Gerçeği ve Alınması Gereken Önlemler

Asrın Felaketi’nin 3. Yılında Deprem Gerçeği ve Alınması Gereken Önlemler

6 Şubat 2023… Türkiye’nin hafızasına kara bir gün olarak kazındı.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, Kahramanmaraş merkezli 11 ilimizi yerle bir eden ve on binlerce canımızı yitirdiğimiz 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremler, “Asrın Felaketi” olarak tarihe geçti.

Deprem sonrası kamu kuruluşları, mahalli idareler, sivil toplum kuruluşları ve gönüllüler seferber oldu.

Bölgeye su, gıda, ilaç ve giyecek başta olmak üzere tüm yaşam malzemeleri hızla gönderildi.

Edinilen bilgilere göre; 20 bin araç ve ağır iş makinesi, 141 helikopter, 182 uçak ve 23 gemi yardım için durmaksızın çalıştı.

Türk Hava Yolları (THY) öncülüğünde 13 bin 701 seferle 2 milyonu aşkın yolcu taşındı; 712 kargo seferiyle 32 bin 770 ton yardım malzemesi ulaştırıldı.

Yerli ve milli insansız hava araçları da (İHA) arama kurtarma ve koordinasyon çalışmalarına destek verdi.

AFAD koordinasyonunda kara, hava ve deniz yoluyla 3 milyon 549 bin 443 afetzede tahliye edildi.

Hava araçlarıyla sıhhi tahliye, personel nakli, malzeme nakli ve yangın söndürme faaliyetleri yürütülerek toplamda 17 bin 500 sorti gerçekleştirildi.

Afetin etkili olduğu 11 ilde çadır ve konteyner kent alanları belirlendi.

Geçici barınma alanları oluşturularak 1 milyon çadır sevk edildi; 350 çadır kentte 645 bin çadır kuruldu.

Yaklaşık 2,5 milyon afetzedeye barınma imkânı sağlandı.

Depremzede vatandaşlarımız bölgede yalnız bırakılmadı. Devletimiz ve milletimiz, yaraları bir an evvel sarmak için gece gündüz demeden yanlarındaydı.

Yerle bir olan şehirlerimiz yeniden inşa edildi. Allah Teâlâ devletimize ve milletimize zeval vermesin, daima güçlü eylesin.

Deprem konutlarındaki büyük ilerlemenin sembolü olarak, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleriyle düzenlenen törende 455 bininci konutun anahtarı hak sahiplerine teslim edildi.

Bugün, üçüncü yılında hâlâ acımız taze; yaralarımız ise belki arzulanan şekilde tam olarak sarılmış değil. Ancak bölgenin yeniden ayağa kaldırılması için âdeta bir destan yazıldı.

Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmet diliyorum. Bu yazıyı bir yas tutma metni olarak değil, geleceğe dair bir uyarı ve çağrı olarak kaleme almak istiyorum. Çünkü deprem, unutulduğu anda yeniden kapımızı çalacak bir gerçek.

Deprem Gerçeği ile Yüzleşmek

Türkiye, dünyanın en aktif fay hatlarından biri üzerinde yer alıyor. Deprem bizim için bir ihtimal değil, kaçınılmaz bir gerçek. Bu nedenle yapılması gereken ilk şey, depremi “olağanüstü bir durum” olarak görmekten vazgeçmek.

Deprem, bu coğrafyanın doğal bir parçası. Dolayısıyla devletin, yerel yönetimlerin ve bireylerin tüm planlarını bu gerçeğe göre yapması gerekiyor.

Alınması Gereken Önlemler

- Kentsel Dönüşümün Gerçek Anlamda Hayata Geçirilmesi

Kağıt üzerinde kalan projeler değil, gerçekten riskli binaların yıkılıp yerine sağlam ve denetimli yapılar yapılmalı. Rant uğruna değil, insan hayatı için dönüşüm şart.

- Denetim Mekanizmalarının Güçlendirilmesi

İnşaat sektöründe göz yumulmuş her eksiklik, binlerce cana mal olabilir. Yapı denetim firmalarının bağımsızlığı sağlanmalı, denetimden kaçanlara ağır yaptırımlar uygulanmalı.

- Yerel Yönetimlerin Afet Planları

Belediyeler sadece yol ve park yapmakla değil, afet senaryoları hazırlamakla da yükümlü. Her ilçede toplanma alanları, geçici barınma merkezleri ve lojistik depolar önceden belirlenmeli.

- Eğitim ve Farkındalık

Deprem anında doğru davranış hayat kurtarır. Okullarda, iş yerlerinde ve mahallelerde düzenli tatbikatlar yapılmalı. Deprem bilinci, tıpkı trafik kuralları gibi günlük hayatın bir parçası olmalı.

- Afet İletişim ve Koordinasyon Sistemi

6 Şubat’ta yaşanan en büyük sorunlardan biri iletişim kopukluğuydu. Afet anında kesintisiz iletişim sağlayacak alternatif sistemler kurulmalı.

- Bilimsel Veriye Dayalı Şehir Planlaması

Fay hatları, zemin etütleri ve jeolojik veriler dikkate alınmadan yapılan her imar planı, gelecekte bir felakete davetiye çıkarır. Şehirlerimizi bilimin ışığında yeniden tasarlamak zorundayız.

Toplumsal Sorumluluk

Deprem sadece devletin değil, toplumun da sınavıdır. Vatandaş olarak bizler de oturduğumuz binanın sağlamlığını sorgulamalı, riskli yapılarda yaşamayı reddetmeliyiz. Deprem çantası hazırlamak, ailemizle acil durum planı yapmak küçük ama hayati adımlardır.

Özetle;
“Asrın Felaketi” bize bir kez daha gösterdi ki, deprem öldürmez; ihmal, denetimsizlik ve hazırlıksızlık öldürür.

Bugün, üçüncü yılında kaybettiklerimizi rahmetle anarken, aynı acıyı tekrar yaşamamak için harekete geçmek zorundayız.

Deprem gerçeğini görmezden gelmek, geleceğimizi karanlığa mahkûm etmektir.

Unutmayalım: Deprem değil, ihmaller öldürür.